Ebola Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Ebola salgını, 2014 yılında belki de dünyayı en çok endişelendiren konu olarak kendine yer edindi. Ülkemizde daha yeni yeni gündeme gelse de, özellikle haziran ayı itibariyle dünyanın yakından takip ettiği bir olay haline geldi.

Ebola virüsü nedir, ebola belirtileri, ebola nasıl bulaşır, ebolanın tedavisi mümkün müdür gibi soruları kendi bilgim dahilinde açıklamamın sebebi de, bana kalırsa, yeterli önlemler alınmaz ve insanlar bilinçlenmezse ya da virüsün hava yolu ile bulaşmasını sağlayacak bir mutasyona uğraması durumunda, filmler için yazılmış senaryoların gerçek hayata birebir uyarlanacağını düşünmemdir. Bu konuyla ilgili yazı yazmamın diğer sebebi de bu konuyla ilgili yazılan yazıların neredeyse hepsinin birbirinin kopyası ve sınırlı bilgiye sahip olmasıdır.

Öncelikle ebola nedir sorusunu cevaplayacak olursam, ebola bir virüs çeşidi olup, ilk olarak 1976 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırlarında, Ebola Nehri'nde görülmüş ve ismini de buradan almış bir virüs çeşididir. Ebola virüsünün sağlık literatüründeki tanımı ise hemorajik(kanamalı) ve ateşli bir hastalığa sebep olan, vücut içinde ya da dışında kanamalar yaratan ipliksi yapıda, RNA bazlı bir virüs çeşidi olduğu şeklindedir. Ebola'nın şu an itibariyle bilinen beş varyasonu bulunmakla beraber, dördü insanlar üzerinde etki yaratmaktadır. Bu çeşitler de Uganda çıkışlı grup 4 virüsü Bundibugyo, 1990'larda mutasyon sonucunda Amerika'da ortaya çıkmış grup 5 virüsü Reston, 1998'de keşfedilmiş Sudan çıkışlı grup 5 virüsü Sudan, Fildişi Sahili çıkışlı grup 5 virüsü Tai Forest, son olarak da en tehlikeli ve en çok ölüm oranına sahip, günümüzde de salgını olan Demokratik Kongo çıkışlı grup 5 Zaire virüsüdür. Haberlerde gördüğümüz ve okuduğumuz, Ebola olarak bilinen virüs de aslında Ebola'nın Zaire varyasyonudur. Karışıklık yaratmaması için, Zaire varyasyonu direkt olarak Ebola olarak adlandırılmış ve literatürdeki yerini de bu şekilde almıştır. Dolayısıyla ben de bu kısımdan sonra Ebola virüsünden bahsederken aslında Zaire varyasyonundan bahsediyor olacağım.

Çok yüksek ölüm oranına sahip olan ebola virüsünün, ilk çıktığı andan itibaren de ortalama öldürme oranı 83% olup, 2014 yılı ağustos ayı itibariyle, 2014 yılında almış olduğu toplam can sayısı, Gine, Liberya, Nijerya ve Sierra Leone'de olmak üzere 1013 kişidir. Ebolanın belirtileri de, konağa yerleştikten sonra yaklaşık olarak 8-10 gün içerisinde de ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler de yüksek ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishaldir. Bu belirtilerin ardından, virüsün, etkilediği canlının karaciğer ve ve böbreklerinin fonksiyonunu bozması sonucunda hem vücut içi hem de vücut dışında kanamalar başlamaktadır. Vücudun bu virüse karşı bir etki gösterememesinin sebebi de virüsün vücudu fazla yormasıdır. Bu aşamayı da anlatacak olursam, ebola aşırı agresif bir virüs olduğu için vücut da bu virüse karşı agresif tepki vermek zorunda kalır ve bunun sonucunda da daha çok akyuvarı virüs ile savaş için bölgeye gönderir. Yavaş yavaş belirli noktalarda toplanmaya başlayan akyuvarların sayısı gereksiz derecede fazla olduğu için, bir süre sonra bu akyuvarlar, düşman olmayan, vücudun kendi hücrelerine de zarar vermeye başlar ve bunun sonucunda da vücudun dengesi bozulur ve sonucunda da hücrelerin zarar görmesiyle kanamalar başlar ve ölüm de hemen ardından gelir.

Ebola nasıl bulaşır sorusunu cevaplayacak olursam, ebola virüsünün, çıkışının ilk olarak yarasalar, muhtemelen meyve yarasaları, aracılığıyla olduğu düşünülmektedir ve insanlara ve diğer canlılara da ilk olarak vücut sıvıları aracılığıyla yayıldığı düşünülmektedir. Hava aracılığı ile yayılmayan ebola, her çeşit vücut sıvısı ile yayılabilir. Yani ebola, bir canlıdan diğer canlıya kan, tükürük ve sümük ile geçebileceği gibi, yaraların teması veya cinsel ilişki yolu ile de geçebilir. Afrika'da virüsün bu kadar hızlı yayılmasının en büyük sebebi de hem Afrikalılar'ın bunlara çok dikkat etmemesi hem de bushmeat olarak tabir edilen, yabani hayvanların çok yaygın olarak tüketilmesidir. Özellikle Liberya'da şempanze ve maymun en çok tüketilen yiyeceklerden birisi olup, bu yılki salgının da şempanze ve maymunlardan yayıldığı düşünülmektedir.

Ebolanın tedavisi şu an için mümkün değildir. Ebola için geliştirilmiş herhangi bir aşı yoktur ancak Amerikalı yetkililerin bazı açıklamalarında 2015 yılının sonlarına doğru aşının geliştirilmiş olacağı söyleniyor. Ebolanın bu kadar ölümcül olmasının ve tedavisinin bu kadar zor olmasının sebebi de kendisini kopyalamak için hücresel olarak bölünmemesidir. Ebola, kendi kopyalarını üretmek için, konak hücrenin yapısının yanında konak enzimleri de kullanarak, her hücre için aslında farklı bir kopya üretir ve bu da durdurulmasını güçleştirir. Ebola, HIV gibi RNA bazlı bir virüstür. Özellikle de negatif RNA virüsleri daha da tehlikeli olup, Ebola da bu yapıdaki virüslerdendir. Kısacası ebolanın tedavisi baya güçtür.

Benim ebolayla ilk tanışmam bir arkadaşımın izlettiği Liberya'daki ebola salgını hakkındaki VICE videosu ile oldu ki aslında olayı en iyi özetleyen şu ana kadar yapılmış en iyi belgesel de bu belgesel. İngilizceniz az biraz yeterliyse bu videoyu izlemenizi öneririm. Videoda ne olduğunu özetleyecek olursam da, VICE muhabirleri bizzat Liberya'ya giderek, halkın davranışlarını inceliyor. Halkın davranışları ise ebolanın onları pek etkilemediği yönünde. Hala maymun eti yemeye devam ediyorlar ve birbirleriyle olan ilişkilerinde de ebolayı pek düşünmüyorlar.

Henüz Türkiye'de ebola adına bir şey yapıldığını duymadım ama sanırsam en kısa sürede karantina bölgelerinin kurulması gerekiyor. Neden diye sorarsanız, zaten tüm Dünya ebolaya karşı önlem alıyor, ayrıca da Afrika'ya en çok sefer düzenleyen uçak firmalarından birisi Türk Hava Yolları ve bugün de Nijerya'dan gelen bir uçaktaki iki yolcunun ebola belirtisi sebebiyle hastaneye sevk edildiği tüm haberlerde yer aldı.

Liberyalılar'ın ebola için bestelediği şarkı ile yazımı sonlandırıyorum. Umarım ki ebola için gerekli önlemler alınır ve bu salgın en kısa sürede sonlanır.