Parthenon'un Yıkılışı

Parthenon, bir diğer adıyla Atina Tapınağı, milattan önce 5. yüzyılda Atina Akropol'ünde inşa edilmiş olan, geçmişten günümüze, kısmen de olsa, bir şekilde varlığını sürdürebilmiş olan en önemli tarihi eserlerden birisidir. Hatta öyle bir eserdir ki, Sigmund Freud, 1904'te, onu ziyaret etmek için özel olarak hazırlanmış, ziyaret ettiğinde de gerçek olduğuna inanamamıştır.

Parthenon, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1460'lı yıllarda Atina ve Mora yarımadasının tam anlamıyla eline geçmesiyle, üzerine bir minare dikilerek, bir camii haline getirilmiş ve uzun yıllar boyunca, o şekilde kullanılmıştır. Yaklaşık 200 yıl boyunca, imparatorluğun himayesinde, herhangi bir tehdit altında kalmadan, varlığını sürdüren bu eser, 1680'li yıllarda şiddeti daha da artan Osmanlı-Venedik savaşıyla, belki de, o dönemin şartlarındaki birçok kişinin önceden tahmin edemeyeceği, en talihsiz zamanlarına hazırlıksız yakalanmıştır.

1600'lü yıllarda, o dönemin en büyük güçlerinden, Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik Cumhuriyeti arasında, 15. yüzyılda başlamış, ancak henüz sonuçlanamamış olan, Doğu Akdeniz'deki ticaret yolları için büyük bir çekişme mevcuttu ve bu durum tam anlamıyla bir çözüme kavuşturulamamıştı. Diğer yandan, Mora ve Atina her ne kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun himayesi altında olsa da, 12 adalar üzerinde tam anlamıyla hakimiyet kurulamamıştı. Ancak, 1683 yılında vukuu bulmuş olan 2. Viyana Kuşatması'na kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun birçok muharebede göstermiş olduğu ekstra başarı, Venedikliler'i herhangi bir atakta bulunması için teşvik edememişti. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun Merzifonlu Kara Mustafa Paşa önderliğindeki 2. Viyana Kuşatması'nın başarısızlığından sonra, III. Jan Sobieski sayesinde başlatılan, Osmanlı İmparatorluğu'nu Orta Avrupa'dan tam anlamıyla çıkarmak için, literatüre Kutsal İttifak Savaşları olarak geçmiş olan savaşların başlamasıyla, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışının temellerinin atıldığı gibi, Parthenon'un da başına gelebilecek en talihsiz anlardan birisi yaklaşmaktaydı.

Dönemin şartları altında, Venedik Cumhuriyeti'nin en büyük hedeflerinden birisi de Akdeniz'deki ticaret yollarının tek hakimi olmaktı. Bu yoldaki en önemli hedeflerden birisi de Atina üzerinde kurulacak olan hakimiyetti. Tüm bu sebeplerden ötürü 1687 yılında Venedik donanması, Francesco Morosini komutası altında Pire'ye hareket ederek, Atina'yı almak üzere yola koyuldu. Osmanlı İmparatorluğu henüz 2. Viyana Kuşatması'nın yaralarını saramamışken, birden afallayarak karşılayacağı bu kuşatmada nasıl bir strateji yürüteceğini tahmin edememişti, hikaye de aslında böyle başlıyordu.

Akrepolis

Üstteki fotoğraftan da görebileceğiniz gibi, surlarla çevrilmiş olan Parthenon her ne kadar güvenli gibi gözükse de, 17. yüzyıl şartları altında yeteri kadar güvenli değildi. Bunun yanında, Osmanlılar her ne kadar saldırıya karşı gelebilecek güce sahip olmasalar da, yeteri kadar lojistiğe sahiptiler. Ancak, barut gibi, önemli lojistik kaynakların güvenli bir noktada tutulması gerekiyordu, dolayısıyla da, o zamanın, Osmanlı İmparatorluğu tarafından atanmış olan Atina yöneticileri, bu barutu, Venedikliler'in hiçbir şekilde saldırmayacaklarını düşündükleri Parthenon içerisinde saklamayı düşündüler ve tahmin edilemeyen bu felaket de bu şekilde başladı. Tam tarihi bilinemese de, muhtemelen 26 veya 27 Eylül 1687 yıllarında Venedikliler Parthenon'u bombalamaya başlayarak, 2000 yıllık büyük bir ihtişama sahip bu önemli tapınağa, problemleri günümüze kadar devam sürecek önemli bir hasar vererek, kötü anlamda da olsa, tarihe adlarını yazdırdılar.

Her ne kadar daha sonrasında Osmanlı İmparatorluğu Atina'da hakimiyeti sağlasa da, Venedikliler'in bu saldırısı tapınağa çok büyük bir zarar verdi, Yunanistan bağımsızlığını kazanana kadar, Atina Tapınağı'nın son hali bir alttaki fotoğraf gibiydi.

Parthenon

Sonrası ise tahmin edebileceğiniz bir hikaye aslında, Osmanlı İmparatorluğu'nun Mora ve Atina üzerindeki hakimeyetinin sona ermesiyle, Atina Tapınağı içerisindeki bu camii de yıkıldı, bunun yanında da tapınakta rekonstrüksiyon işlemleri halen devam ediyor.